Bülbülzade Vakfı Başkanı Turgay Aldemir, Zade Life Otel’de bölge STK temsilcileriyle bir araya geldi. Aldemir, sivil toplumun yardım odaklı yapıdan sıyrılarak "insanı ve fikri yaşatan" stratejik bir akla dönüşmesi gerektiği çağrısında bulundu.
Bülbülzade Vakfı olarak Birecik, Nizip ve Halfeti’den gelen 60’a yakın STK temsilcisi, akademisyen, eğitimci ve din görevlisi ile Zade Life Otel’in Zeugma Salonu’nda bir araya geldik. Toplantıda, zamanın ruhunu okuyan ve sadece reaksiyon gösteren değil kurucu irade sergileyen bir sivil toplum perspektifini tartıştık. Yönetim Kurulu Başkanımız Turgay Aldemir, tarihin yeniden tekerrür ettiği bu dönemde, Müslümanların artık "düşman stratejilerini parçalamaya çalışan düşük profilli akıllardan" sıyrılıp "daha büyük bir strateji aklı" devreye sokması gerektiği uyarısında bulundu. Sadece bugünü değil yarını ve coğrafyamızın kaderini konuştuğumuz bu buluşmada, sivil toplumun artık geleneksel reflekslerin ötesine geçerek stratejik, kuşatıcı ve "fikir güvenliğini" önceleyen yeni bir inşa sürecine girmesi gerektiği üzerinde durduk.
İNSANI YAŞATMA DERDİNDEYİZ
Konuşmasında sivil toplum çalışmalarındaki mevcut alışkanlıkları eleştiren Aldemir, tabela milliyetçiliğinin ötesine geçmemiz gerektiğinin altını çizdi. Gittiğimiz yerlerde "biz de varız" diyerek tabela asmak yerine orada halihazırda çalışan birileri varsa onları güçlendirmeyi şiar edinmemiz gerektiğini belirtti. Brüksel’den Afrika’ya kadar birçok noktada kuruluşlarımızın olduğunu hatırlatan Aldemir, "Bizim derdimiz isim büyütmek değil insanı yaşatmaktır” diyerek insanı kaybeden devletlerin yıkılmaya mahkum olduğunu ifade etti.
SINIRDAN ÇOK FİKİRLERİ KORUMALIYIZ
Aldemir’in konuşmasında en çok yankı uyandıran başlıklardan biri "fikir güvenliği" oldu. Ülkemizin sınır güvenliği konusunda çok önemli mesafeler kat ettiğini ancak asıl tehlikenin zihinlere yönelik kuşatmalar olduğunu vurguladı. "Sınır güvenliği önemli ama fikir güvenliği, sınır güvenliğinden de önemli" diyen Aldemir, etrafımızdaki fikri çalkalanmalara karşı kendi medeniyet kodlarımızla çözümler üretemezsek başkalarının bu boşluğu kendi akıllarıyla dolduracağını ve insanımızı kendi coğrafyasına yabancılaştıracağını ifade etti.
ÇEŞİTLİLİK ZENGİNLİĞİMİZDİR
Farklılıklara ve "öteki"ne bakış açımızın da değişmesi gerektiğini belirten Aldemir, tek bir grubun veya vakfın aklının yetmeyeceğini, birbirimizin aklına muhtaç olduğumuzu ifade etti. Herkesin kendi kurumsal kimliğini koruyarak bir diğerinin "okulu" olması gerektiğini, bu çeşitliliğin büyük bir zenginliğe dönüşebileceğini söyledi. İmam-ı Gazali’nin "Allah'ın yarattığı insan kadar O’na giden yol vardır" sözünü hatırlatarak sert tartışmalar yerine birbirimizi tamamlayan bir yaklaşıma davet etti.
HALEP AKM 5 MART’TA AÇILIYOR
Sınırın hemen ötesindeki çalışmalarımıza da değinen Aldemir, Halep’te restore edilen tarihi bir binanın Anadolu Kültür Merkezi olarak 5 Mart’ta açılacağının müjdesini verdi. Geçmişte bir Osmanlı Paşası tarafından yaptırılan bu mekanın, bugün Kürt, Türk, Arap, Ermeni ve Süryani herkesin buluşma noktası olacağını belirterek "Biz gitmezsek kim gider?" sorusuyla bölgedeki varlığımızın insani ve vicdani boyutuna dikkat çekti.
Toplantı, katılımcıların görüş ve önerilerini paylaştığı, bölgenin geleceğine dair ortak aklın ve kardeşlik hukukunun pekiştirildiği samimi bir atmosferde sona erdi.










