Gaziantep'te 14'üncüsü düzenlenen Ortak Gelecek Toplantısında Suriye'nin ihyası konuşulurken sahada yaşanan beyin göçü ve gençlerin uyum sorunu zirveye damgasını vurdu.
Gaziantep Valiliği, Büyükşehir Belediyesi ve Bülbülzade Vakfı koordinesindeki Göçmen Hizmetleri Merkezi tarafından hayata geçirilen 14. Ortak Gelecek Toplantısı 9 Mayıs’ta belediyenin Çetin Emeç Toplantı Salonunda Türk ve Suriyeli kanaat önderlerini bir araya getirdi. Türkiye ile Suriye’nin birliktelik kültürünü güçlendirme gayesiyle düzenlenen programın bu yılki oturumunda protokol konuşmalarının ötesine geçilerek sahada yaşanan çok çarpıcı gerçekler yüksek sesle dile getirildi.
ÇÖZÜM İRADESİ VE UMUT DİRİ TUTULDU
Göçmen Hizmetleri Merkezi Koordinatörü Remzi Yılmaz, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Gazikültür A.Ş. Genel Müdürü Prof. Dr. Halil İbrahim Yakar, Gaziantep Suriye Topluluğu Başkanı Mustafa El Hüseyin ve çok sayıda kanaat önderinin iştirak ettiği toplantıda özellikle nitelikli insan kaynağının Avrupa'ya kaptırılması ve Türkiye'de yetişen Suriyeli gençlerin kendi ülkelerinde yaşadığı derin kültürel çatışmalar tüm yönleriyle ele alındı. Yaşanan tüm bu zorluklara ve çizilen ağır tablolara rağmen salonda çözüm iradesi ve umut daima diri tutuldu. Ortak geleceğin karamsarlıkla inşa edilemeyeceğinin altı çizilirken Suriye'nin aydınlık yarınlarının ancak her iki kültürün de zenginliğiyle yoğrulmuş, eğitimli ve kurucu bir nesille şekillendirilebileceği inancı toplantının ana felsefesi oldu.
İSTANBUL YIKILIRSA HALEP YAPAR
Açılış konuşmalarında söz alan Bülbülzade Vakfı Başkanı Turgay Aldemir, sivil toplum kuruluşlarının Suriye'deki faaliyetlerinin devasa boyutlarına dikkat çekti. Bölgedeki sivil toplum örgütlerinin bir yıllık hizmet planlamasının 157 milyon doları bulduğunu aktaran Aldemir, tarihi bağlara vurgu yaparak "Eskiler şöyle derlermiş İstanbul yıkılırsa Halep yapar. Halep yıkılırsa Anadolu yapar. Tüm dünya dara düşerse ya bu topraklar yeniden maya olur" ifadelerini kullandı. Aldemir ayrıca bürokratik engeller yüzünden yetişmiş insan gücünün kaybedildiğine dair sitemde bulundu. Parlak zekalı gençlerin ve uzmanların Batı ülkelerine kaptırıldığını belirten Aldemir, "Şu an Almanya'nın sağlık sistemi Suriyeli tıp doktorlarının elinde. Yalvarıyor Almanlar oraya gittiğinde bunları çekmeyin, şu kadar para verelim diye. Hepsi buradan gitti. Biz denklik veremedik" diyerek acı bir tablo çizdi.
GÖÇ, SINIR AŞAN SULAR GİBİDİR
Programın ana konuşmacısı Prof. Dr. İbrahim Altan, "Gençlik, Değerler ve Sivil Toplumun Yeni Dili" başlıklı sunumunda göç olgusuna farklı bir perspektiften yaklaştı. "Göç, sınır aşan sular gibidir" diyen Altan, bu suların bir ülkenin kaynaklarını diğerine taşıdığını ve fırsat bilinirse bundan büyük istifade sağlanacağını belirtti. Yeni neslin beklentilerinin değiştiğini savunan Altan, sivil toplumun dilini güncellemesi gerektiğini aktardı. Gençlerin karar alma mekanizmalarına dahil edilmek istediğinin altını çizen Altan, "Gençler bizden ne istiyorlar? Bir, dinlenmek istiyorlar. Bizler tarafından, biz büyükler tarafından muhatap alınmak istiyorlar" diyerek geleneksel yapıların şeffaflaşmasını talep etti. Altan sunumunda ayrıca, trafiği durdurarak bir ambulansa yol açan 12 yaşlarındaki Suriyeli bir gencin inisiyatifini örnek göstererek bu tür bireysel adımların toplumlar arası ilişkilere kattığı büyük değere işaret etti.
“SİZ HAİNSİNİZ” ÇATIŞMASI
Toplantının müzakere bölümünde söz alan Suriyeli akademisyen, öğrenci ve sivil toplum temsilcileri ise sahada yaşanan güncel krizleri dillendirdi. Özellikle gençlerin entegrasyonu konusunda söz alan üniversite öğrencisi Fatma Zehra'nın gözlemleri salonda büyük yankı uyandırdı. Türkiye'de yetişen Suriyeli gençlerle Suriye'de kalanlar arasında giderek büyüyen bir kültürel uçurum olduğuna işaret eden Zehra, "Burada doğup büyüyen çocuklar, Suriye'ye gittiğinde artık orada ortaklık olmuyor. Suriye’ye giden gençler ‘Siz Türkiye'de büyüdünüz, siz zenginsiniz, biz burada kaldık ve vatanımıza sahip çıktık. Siz hainsiniz’ gibi fikirlerle karşılaşıyorlar. Çocuklar arasında sorunlar çıkmaktadır" sözleriyle yaklaşan yeni bir sosyolojik tehlikeye dikkat çekti.
SİVİL TOPLUM DAHA FAZLA İNİSİYATİF ALMALI
Toplantının en dikkat çeken konuşmalarından birini ise babası Şam'da eczacı olan ve Harvard Üniversitesi'nden kabul alarak büyük bir gurur yaşatan üniversite öğrencisi Faysal yaptı. Sivil toplumun Suriye'deki önceliklerine dair son derece stratejik bir analiz sunan genç öğrenci, Suriye'de kalan yaklaşık 15 milyon insanın 14 yıl boyunca dünyadaki teknolojik, sosyal ve ekonomik gelişmelerden tamamen izole yaşadığına dikkat çekti. Dünyanın güncel gerçekliğinden kopan bu kitlenin geleceği inşa etme şansı bulamadığını ve Suriye hükümetinin de bu sosyolojik enkazı kaldıracak kaynağı olmadığını belirten Faysal, sivil toplum kuruluşlarının acilen bu alana yoğunlaşması gerektiğini vurguladı. Uluslararası sermayenin ülkeye dönüş sürecini de eleştiren genç öğrenci, "Katarlı veya Amerikalı şirketler anlaşma imzalıyor ama güvenlik gerekçesiyle dönmüyorlar. Sivil toplum liderlerinin inisiyatif alıp insanların elini taşın altına koymasını sağlaması gerekiyor" sözleriyle salondakilere tarihi bir sorumluluk çağrısı yaptı.
HAKSIZLIKLAR TOPLUMDA DERİN BİR ISTIRABA SEBEP OLUYOR
Toplantıda söz alan Arapça Öğretmeni Adil Çavuş, sınır geçişlerinde ve eğitim sisteminde yaşanan mağduriyetleri çarpıcı bir dille ortaya koydu. Vatandaşlık hakkı alan Suriyelilerin her gün rahatça sınırın öte yakasına geçebilirken aynı ailenin vatandaşlık alamayan fertlerinin yıllardır memleketlerine gidememesini eleştiren Çavuş, bu anlamsız durumun çözümü için İçişleri Bakanlığı'nı göreve çağırdı. Çavuş ayrıca eğitimdeki yüksek maliyetlere dikkat çekerek Türkiye'de doğup büyüyen Suriyeli gençlere dünyanın öbür ucundan gelen yabancı öğrencilerle aynı muamelenin yapılmasını büyük bir haksızlık olarak değerlendirdi. Bu gençlerin Türk vatandaşlarıyla aynı hayat şartlarını paylaştığını hatırlatan Çavuş, üniversite harçlarında Suriyeli öğrencilere özel indirimli bir statü sağlanmasını talep etti. Geçen yıl Temmuz ayında atılacağı söylenen adımların üzerinden on ay geçmesine rağmen hiçbir ilerleme kaydedilememesinin toplumda derin bir ıstırap yarattığını belirten Çavuş, hastaların ve parçalanmış ailelerin yaşadığı dramlara acilen son verilmesini istedi.












