Anadolu Öğrenci Birliği’nin geleneksel iftar buluşmasında üniversitelilerle bir araya gelen Bülbülzade Vakfı Başkanı Turgay Aldemir, günümüzün hız tutkusuna karşı Ramazan’ın bir "yavaşlama ve özü fark etme" durağı olduğunu vurguladı.
Bülbülzade Vakfı çatısı altında gençlik odaklı çalışmalar yürüten Anadolu Öğrenci Birliği, geleneksel hale gelen iftar buluşmasını bu yıl da büyük bir katılımla Zade Life Otel’de gerçekleştirdi. Şehrin farklı üniversitelerinden gelen çok sayıda öğrencinin katılımıyla gerçekleşen programda, Ramazan ayının manevi iklimi gençlerin enerjisiyle birleşti. Bülbülzade Vakfı Başkanı Turgay Aldemir, iftar sonrası yaptığı konuşmada, modern dünyanın bitmek bilmeyen hızına ve dijital gürültüsüne karşı Ramazan ayının bir "direniş" ve "durma" durağı olduğuna dikkat çekti.
DURMAYI BİLEN VAKTİN RİTMİNİ YAKALAR
Konuşmasına günümüz dünyasının hızla akan gündemine ve sosyal medyanın yoğunluğuna değinen Aldemir, Prof. Dr. Kemal Sayar’ın "yavaşlama" vurgusuna atıfta bulunarak Ramazan’ın bu hız içinde bir mola olduğunu belirtti. Ramazan ayının sadece bir ibadet değil aynı zamanda bir durup düşünme zamanı olduğunu ifade eden Aldemir, "İmsak vakti bize tutmayı öğretir. Neye elimizi uzatacağımızı, neye gözümüzle bakacağımızı terbiye ederiz. Durmayı bilen, vaktin ritmini yakalar" dedi.
ONTOLOJİK DERİNLİĞİ OLMAYAN İNSAN
MUTLU VE ERDEMLİ OLAMAZ
İnsanın gelişimini fizyoloji, sosyoloji ve ontoloji olmak üzere üç temel kavram üzerinden ele alan Turgay Aldemir, bu üç boyutu şöyle özetledi: “Bedenimiz, içinde yaşadığımız mekanlar, kampüs ve fiziksel dünyamızla olan ilişkimiz fizyolojimizdir, başkalarıyla kurduğumuz ünsiyet ve toplumsal hayatın içinde var olma biçimimiz sosyolojimizdir, insanı asıl insan yapan, akıl, idrak ve ahlaki ilkelerle örülü varlık bilincimiz ise ontolojimizdir.” Aldemir, ontolojik bir derinliği olmayan bir hayatın sadece fiziksel ve sosyal aktivitelerle tamama ermeyeceğini, gerçek mutluluğun ve erdemin bu bilincin inşasıyla mümkün olacağını kaydetti.
Kendi yaşamından örnekler vererek sözlerini sürdüren Aldemir, Ramazan ayının bir "balans ayarı" dönemi olduğunu ifade etti. Kur'an, ibadet ve nitelikli okumalarla beslenen bir ruhun hem sosyolojisini (arkadaşlıklarını) hem de fizyolojisini (eylemlerini) daha doğru yöneteceğini belirtti.









