Vakfımızın düzenlediği “Nereye Gidiyoruz: Teknoloji, Yapay Zeka ve Değerlerimiz” konferansında konuşan Teknoloji Felsefecisi Abdurrahman Bulut, yapay zekanın taşıdığı materyalist kodlarla insan fıtratını ve kadim değerleri dönüştüren felsefi bir tehdit olduğuna dikkat çekti.
Bülbülzade Vakfı’nın ev sahipliğinde Zade Life Otel Zeugma Salonu’nda gerçekleştirilen “Nereye Gidiyoruz: Teknoloji, Yapay Zeka ve Değerlerimiz” başlıklı konferansta, teknoloji felsefesi ve yapay zekanın insanlık üzerindeki etkileri derinlemesine ele alındı. Uzun yıllar yurt dışında bilişim projeleri yürüten ve son dönemde teknoloji felsefesi üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Abdurrahman Bulut, katılımcılara dijital geleceğin sunduğu fırsatlar ve taşıdığı riskler hakkında kapsamlı bir sunum yaptı. Bulut, konuşmasında teknolojinin kültürel ve düşünsel arka planından bağımsız ele alınamayacağına dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu.
TEKNOLOJİ TARAFSIZ DEĞİLDİR
Teknolojik araçların masum veya nötr olmadığını dile getiren Abdurrahman Bulut, her ürünün kendisini tasarlayan zihniyetin izlerini taşıdığını ifade etti. Teknolojinin felsefeden kopuk düşünülemeyeceğini belirten Bulut, "Ontolojiden yani varlık algısından bağımsız bir üretim ortaya koyamazsınız. Bir teknoloji veya sistem, içinden çıktığı toplumun temel kodlarından, felsefesinden, düşünce sisteminden ve inancından bağımsız değildir" dedi. Günümüz teknolojisinin kurucu kodlarının pozitivizm ve materyalizm üzerine inşa edildiğini söyleyen Bulut, bu durumun insanı değerlerinden uzaklaştıran seküler bir yaşam tarzını dayattığını belirtti.
YAPAY ZEKA İNSAN DIŞINDA KARAR VEREN İLK VARLIK
Yapay zekayı diğer teknolojilerden ayıran en temel farkın karar verme yetisi olduğunu kaydeden Bulut, bu sürecin insanlık tarihinde bir ilk olduğuna değindi. Yapay zekanın birinci aşamasında olduğumuzu ve önümüzdeki 25 yılın geçmiş yüzyıldan daha büyük değişimlere gebe olduğunu vurgulayan Bulut, "İlk defa insan dışında kendi başına öğrenen ve karar veren bir varlık ortaya çıkıyor. Bu sistem, insanın zihinsel süreçlerini sentetik ortamda taklit ederek öğreniyor" şeklinde konuştu. Bulut, özellikle algoritmalara dikkat çekerek bu yapıların temel amacının içerikten bağımsız olarak bireyleri sistemde tutmak ve irade kontrolünü zayıflatmak olduğunu ifade etti.
DEĞERLERİMİZİ KORUMAK İÇİN ÖZGÜN BİR MİMARİ ŞART
Mevcut teknolojik düzenin bir "modern Roma" vahşetine doğru evrildiğini savunan Bulut, Müslümanların bu süreçte sadece tüketici olarak kalarak kazanamayacağını söyledi. Yerli bir üretim yapmanın sadece isim değişikliğiyle mümkün olmayacağını belirten Bulut, "Mesele sistemde ve düşünce modelindedir. Kendi ontolojinizi taşımayan bir yapay zeka mimarisini olduğu gibi alırsanız sonuçlarına katlanırsınız. Eğer bir başarı elde etmek istiyorsak insan fıtratına uygun ve değerlerimizi merkeze alan yeni bir mimari inşa etmemiz gerekiyor" dedi.
GELECEK NESİLLER İÇİN İRADE MÜCADELESİ
Konuşmasının son bölümünde ailelere ve gençlere seslenen Abdurrahman Bulut, teknoloji bağımlılığıyla mücadelenin bir metodoloji çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini belirtti. Çocukların sınav ve kariyer odaklı bir materyalizm kıskacına itildiğini savunan Bulut, "Çocuğun bir şey bilmesi için sadece mekanik bilgisini ispatlaması yetmemeli. Merhamet ve adalet gibi değerlere sahip olduğunu da göstermeli. Bugün en başarılı öğrenciyi en yüksek puanı alan olarak tanımlıyorsak biz zaten materyalist olmuşuz demektir" ifadelerini kullandı. Bulut, dijital dünyada var olabilmenin yolunun, teknolojiyi fıtratla uyumlu hale getirecek ahlaki bir duruştan geçtiğini söyleyerek konuşmasını tamamladı.











