İHH İnsani Yardım Vakfı Başkan Yardımcısı Hüseyin Oruç, 20. Anadolu Buluşmaları'nda yaptığı konuşmada Bangsamoro barış sürecindeki deneyimlerini paylaşarak sivil toplumun barış inşasındaki hayati rolüne dikkat çekti.
20. Anadolu Buluşmaları kapsamında gerçekleştirilen oturumda söz alan İHH Başkan Yardımcısı Hüseyin Oruç, "Bangsamoro Barış Süreci ve Barış Diplomasisi" başlıklı konuşmasıyla katılımcılara hitap etti. Kriz yönetimi, barış süreçleri ve insani diplomasi alanlarındaki uzun yıllara dayanan tecrübesiyle tanınan Oruç, İHH'nın Filipinler'deki Moro Müslümanları (Bangsamoro) ile Filipinler devleti arasındaki on yedi yıllık müzakere sürecine "üçüncü göz" olarak dahil olma sürecini anlattı. Moro İslami Kurtuluş Cephesi'nin kurucusu Selamet Haşimi'nin toplumsal dönüşüm stratejisine vurgu yapan Oruç, barışın ancak zemin hazırlandığında ve muhatapların buna inandığında inşa edilebileceğini belirtti.
SAHADAN MASAYA UZANAN DİPLOMATİK BAŞARI
Oruç konuşmasında, İHH'nın faaliyetlerini; yardım, hak savunuculuğu (aktivizm) ve insani diplomasi olmak üzere üç temel üzerine oturttuğunu ifade etti. Bu bütünlüğün önemine dikkat çeken Oruç, aksi takdirde sadece yardım yapmanın veya problemi anlatmanın, başkalarının kendi ajandalarıyla sorunu çözmesine alan açabileceği uyarısında bulundu. Moro Barış Süreci'nde kurulan dörtlü izleme heyetinde İHH'nın yer almasının, örgütün geçmişteki yardım ve hak savunuculuğu faaliyetleriyle sağladığı güvenin bir sonucu olduğunu belirten Oruç, bu sorumluluğun aynı zamanda uluslararası alanda İHH'ya genişlik kazandırdığını aktardı.
SİLAHSIZLANMADA PSİKOLOJİK EŞİK
Barış inşasının zorlu ve uzun bir süreç olduğuna dikkat çeken Oruç, anlaşmanın normalleşme aşamasındaki sosyoekonomik adımların hayati önem taşıdığını ifade etti. Yıllarca silahlı mücadele yürüten grupların sivil hayata adaptasyonu için devlet tarafından sunulan ev, tarım arazisi ve eğitim bursu gibi desteklerin kalıcı barışın teminatı olduğunu aktardı. Silahların doğrudan devlete teslim edilmesi yerine bağımsız bir komisyona emanet edilmesinin psikolojik bir eşiği aştığını belirten tecrübeli isim, geçmişle yüzleşmenin ve adil bir ortak yaşam iradesi ortaya koymanın savaşı bitirmekten çok daha kalıcı bir çözüm olduğunu sözlerine ekledi.





